Müzik Kutusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik Kutusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2007 Cuma

Kim Dokunduysa Sana Ona Git...



Emre Aydın - kiminize hiçbir şey ifade etmeyebilir kiminize ise her şey! İşte ben de bu "her şey ifade ediyor" söylemini benimsemiş birisiyim.

Karamsar, soğuk, kasvetli, çılgın veya mistik gelebilir kimine rock müzik ve onu ifa eden solistler. Ancak bu kasvetli görünümün ardında dinleyici tarafından keşfedilmeyi bekleyen yoğun duygusal birikimler vardır. Dışarıdan ne kadar marjinal görünürse görünsün, içine daldıkça aslında gayet insanî duygularla oluşturulmuş bir müzik tarzı olduğu gün yüzüne çıkacaktır. Gayet soğuk ve derin bir deniz hayal edin. Dışarıdan ne kadar ürperticidir değil mi? Oysa o soğuk ve derin denizin içine daldıkça hayret verici bir güzellik, gözleri kamaştıracak bir zenginlikle karşılaşılacaktır.

Emre Aydın da daha yolun başında olan bir rock'çı olmasına karşın kısa zamanda kendisini Türk rock dinleyicisine kabullendirmeyi başarmış bir isim bana göre. "Afili Yalnızlık"ın başarısından sonra ikinci klip "Kim Dokunduysa Sana Ona Git"e geldi. Ve yine Şebnem Dönmez oynuyor...



Aslında albümde kliplendirilmeyi bekleyen çok daha anlamlı ve zengin şarkılar var. "Belki Bir Gün Özlersin" bu uğurda sizlere tavsiye edebileceğim şarkılardan biridir.

9 Mart 2007 Cuma

Neresindeyiz hayatın?



"Çizdiğim sınırlar öyle geniş ki
Çizdiğim ben öyle derin
Hayallerim o kadar çok ki
Bunlar için çabam da yok ki [...]
Neresindeyim hayatın? [...]
Neresindeyim ben aslımın?"


Bir şarkısında kendisini böyle sorguluyor Aslı Gökyokuş. Kendisini sorgulayacak kadar cesur, kendisine özeleştiri yapacak kadar tevazu sahibi güzel bir insan.

Belki hatırlarsınız, "Keşfi Alem" adlı şarkısıyla 2001'de tanıdık onu...




Hayallerimizin olup da bunların peşinden gitmememizi en içten, en samimi şekliyle şarkılarına yansıtıyor. Ve bizlere şu soruyu hatırlatıyor:

Neresindeyiz hayatın?

Hayallerimizin peşinden gidebiliyor muyuz? Hayatımıza mutlu olacağımız şekilde mi yön veriyoruz? Yoksa bize sunulan kısıtlı şıklardan birisini seçip aslında istemediğimiz bir hayatı mı yaşıyoruz?..

Biliyorum, bu sorulara cevap bulmak çok güç. Bunlar, insanın düşünmeye ayırdığı nadir zamanlardan birinde mutlaka insan aklını meşgul eden sorulardır. Tüm bir yaşam boyunca insan beyninde oluşan sorular ve düşünceler tez ve anti teze ayrılmak suretiyle sürekli bir çelişki içindedir. Hepimizin bir hayali vardır, ancak birçoğumuz bunlara erişmekte güçlük çekeriz. Böylesi bir muvaffakiyetsizlik sonucu sorularımıza artık yanıt aramamaya başlar, oluruyla yetinmeye devam ederiz. Gariptir ki soru sormaya zaman bulunurken, cevap bulmaya artık zaman ayırılmamaktadır. Hayaller bir kez daha ertelenmiştir.

Aslı'nın bir diğer şarkısı bu hakikatı tastikleme amacıyla yazılmış adeta:

"Soru sorma sorgulama
Düşten gerçeğe döndüğümüz anda..."


Bana kalırsa, aslında hepimiz bir hayal dünyasında yaşıyoruz. Hangimiz iyi bir kariyere sahip olmak, lüks bir evde yaşamak ve son model bir araba kullanmak istemeyiz? Bu ve bunun gibi unsurları hep düşleriz... Düşten gerçeğe, yani gerçek hayata döndüğümüzdeyse sorgulamak, sorgulanmak istemeyiz. Çünkü hayat şartları hayallerimize ciddi bir engel teşkil etmektedir. Buna rağmen yine sorarız kendimize, hiç bitmek bilmezmişçesine, bir kısır döngü içerisinde:

Neresindeyim hayatın?